1- Alçak Bitkiler
a) Algler
Alglerin İnsan Besini Olarak Kullanımı: Algler değişik şekillerde işlenerek veya doğrudan insanlar tarafından besin olarak kullanılmaktadır. Algler sadece Uzak Doğu’ da insan yiyeceği olarak düzenli bir şekilde tüketilmekte, buna karşılık batı toplumlarında çok fazla kullanılmamaktadır. Yenebilen pek çok deniz algi insanlar için gerekli olan vitaminleri, mineralleri ve proteinleri yeterli miktarda içermektedir. Deniz alglerinin yaklaşık 160 türü insanlar tarafından besin olarak tüketilmektedir. Bunların 25 türü yeşil, 54 türü kahverengi, 81 türü kırmızı alglere aittir.
Alglerin Hayvan Yiyeceği Olarak Kullanımı: Deniz algleri kıyı bölgelerinde hayvan yiyeceği olarak da kullanılmaktadır. Yüksek miktarlarda vitamin ve mikronutrientleri içerdikleri için faydalıdırlar. Ancak bunların toplanma zamanı, kurutulması, işlenmesi ve depolanması vitamin miktarını ve besin değerini etkilemektedir. Yine denizlerdeki ve tatlı sulardaki balıklar bazı planktonik ve bağımlı alglerle beslenmektedir.
Algler insan ve hayvan besini olarak kullanımlarının yanı sıra aşağıda belirtilen amaçlar içinde kullanılmaktadır. Alglerde ticarette kullanılan 4 önemli ürün elde edilmektedir. Bunlar; Agar, Karragen, Alginat ve Diyatomit’ tir.
Agar: Rhadophyeae türlerinden çıkarılan azotsuz jele benzeyen ya da kurutulmuş maddelerdir. Agar; gıda ve yiyecek sanayinde, tıp ve dişçilikte, kozmetik, deri ve tekstil sanayinde kullanılmaktadır.
Karragen: Chondrus criprus gigartina sp. gibi kırmızı alglerden elde edilir. Potasyumla muamele edildiğinde jel durumuna geçer. Karragen; ekspektoran (balgam söktürücü) olarak kullanıldığı gibi, tatlı ve çikolataların yapımında, tekstil sanayinde suni ipeğe sertlik vermede, bira endüstrisinde ve Agar’ ın kullanıldığı tüm alanlarda kullanılır.
Alginat: Esmer alg türlerinden elde edilir. Laminaria ve macrocystis, lessonia gibi Na, K, Mg ve Fe tuzlarıyla suda eriyerek alginatları oluşturur. Alginatlar; Boya, tekstil, kauçuk, kağıt, inşaat, kozmetik, ilaç ve yiyecek sanayileri ile dişçilikte ve tarım zararlıları ile mücadelede kullanılaır.
Diyatomit (Kieselgur): Jeolojik devirlerde yaşamış olan diyatomelerin silisli kabuklarının meydana getirdiği kalın tortullardan elde edilir. Topraktan çıkarıldıktan sonra birtakım kimyasal işlemlere tabi tutulurlar. Kağıt endüstrisinde izole ve dolgu malzemesi olarak ve ayrıca şeker rafinelerinde, şarapçılıkta kullanılır. En yaygın kullanım alanı çeşitli tip filtrasyon işlemleridir. Bir zamanlar trinitrogliserin gibi patlayıcı maddeler diyatomit toprağına emdirilerek nakledilirdi. Ayrıca hafif tuğlaların yapımında kullanılır. Örneğin: Ayasofya kubbesinde kullanılanlar gibi.
Algler ayrıca biyomonitör ve gübre olarak kullanıldığı gibi tıpta antibiyotik yapımında da ve atık suların temizlenmesinde de kullanılmaktadır. Uzay çalışmalarında ve özellikle de uzun süreli uzay uçuşlarında insan hayatını destekleyen sistemlerde alglerin rolü giderek artmaktadır.
b) Mantarlar
MÖ. 5yy. dan beri kullanılır, 17 yy. dan beri de kültüre alınmışlardır. Yabani ve kültür formlarından geniş ölçüde yararlanılır. Yenilebilir yabani mantarların çoğu kültür formlarından daha lezzetlidir. Ancak zehirli ve zehirsiz mantarları ayıran kesin kurallar yoktur. Meşe, kayın ve huş ormanlarında gözenekli kireçli topraklarda yetişir ve ışık ister. Dünya üzerinde doğadan toplanıp satışa sürülen mantarların miktarı oldukça fazladır. Bu konuda belli bir istatistiki rakam olmamasına rağmen kültür mantarı miktarının iki katına yakın olduğu sanılmaktadır. Ülkemizde son 40-50 yıl öncesine kadar sadece doğa mantarlarının toplanarak satışa sürüldüğü bir gerçektir. Bugün bile yenen doğa mantarı miktarı kültür mantarının çok üstündedir. Dünya üzerinde en fazla kültür mantarı üreten ülkelerin başında sırasıyla A.B.D., Fransa, Taiwan, Hollanda, İngiltere, Batı Almanya ve Japonya gelmektedir. A.B.D. dışında, bu ülkelerinde her birinde üretim 50-60 bin tonun üzerindedir. A.B.D. 213 bin tonla birinci sırayı alır. Anılan ülkeler dışında İspanya, Danimarka, Avusturya, Romanya, İsviçre, Güney ve Orta Amerika ülkelerinde de 3-10 bin ton arasında değişen üretim potansiyeli mevcuttur. Bugün toplam dünya kültür mantar üretimi yaklaşık 1-1,5 milyon tona ulaşmış bulunmaktadır. Dünya mantar üretimine, doğadan toplanan mantarlarda ilave edilirse, mantar tüketiminin 2-3 milyon ton boyutlarında olduğu kolayca anlaşılır. Bugün en çok faydalanılan mantar türleri sırası ile çayır, kanlıca, kuzu göbeği, domalan, çörek, imparator, istiridye ve dede sakalı mantarlarıdır.
2- Yüksek Bitkiler
a) Tahıllar
Tahıl buğday, arpa, mısır, pirinç, çavdar ve yulaf gibi un veren taneli bitkilerin genel adıdır. Ortak özellikleri meyvelerinin küçük tanecikler halinde olması ve un elde edilmesidir. Bunlardan buğday, mısır ve pirinç en önemlileri olup, uygarlığın gelişmesinde etkin rol oynamışlardır. Beslenme için gerekli olan nişasta ve proteini oldukça uygun bir oranda (6/1) içermeleri bu bitkilerin tarımda en başta yer almasına sebep olmuştur. Az miktarda su içerdiklerinden tanelerin toplanması ve saklanması kolaydır. Tahıllar, dünya çapında ekonomik öneme sahip önemli bir ticaret maddesidir. Yeryüzünde toplam ekilebilen alanlar içinde tahılların payı %3.7’dir. Tahıllar içinde de en fazla tarımı yapılan ürün buğdaydır. Dünyada toplam tahıl üretiminin yaklaşık ¼ ‘ünü buğday oluşturur. Ülkemizde ise tahıl tarımı dünya ortalamasının çok üstünde olup, toplam ekili alanların %55’inde tahıl üretimi gerçekleştirilmekte ve toplam tahıl alanlarının %68’ini ise buğday işgal etmektedir.
Doğrudan insan gıdasına katkısı olan, herkesin bildiği buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, çeltik, şeker kamışı vb.'den daha başka birçok buğdaygil türü (Örnek: darı, kuş yemi, sorgum ve millet gibi) hayvanlar için de önemli besin kaynağı olmaktadır. Gıdanın esası buğdaygillerin meyveleridir. Tane denen meyvelerden insan gıdası, gövde ve yapraklarından da hayvan yemi olarak yararlanılır. 600’ün üzerinde cinse ve sayısız tür zenginliğine sahiptir. Bambular hariç buğdaygillerin hemen hepsi otsu gövdelidir. Üremeleri tohumladır. Saçak kök sistemleri toprak ıslah edici özelliktedir.
b) Baklagiller ve Kuru Meyveler
Baklagiller: Baklagiller, besin kaynağı olarak tahıllardan sonra ikinci sırayı alırlar. Diğer bitkisel ürünlere oranla daha çok protein içerdiklerinden hayvansal besin maddelerine daha yakındırlar. Bu nedenle baklagiller, hayvansal proteinlerin yeterli olmadığı yer ve zamanlarda protein açığının kapatılmasında önemli bitkisel besin kaynağını meydana getirirler. Özellikle Ülkemizde tane baklagiller et ve et ürünlerine oranla daha ucuz olmaları ve kolay saklanabilmeleri nedeniyle son derece rağbet görmektedirler. Dünyanın hemen her yerine dağılmış 20 bini aşkın otsu bitki, çalı ve ağaç türüyle tohumlu bitkilerin ikinci büyük familyasıdır oluştururlar. Bakla, fasulye, bezelye, nohut, börülce ve mercimek gibi çok besleyici taze ve kuru sebzeler, yer fıstığı, soya fasulyesi, akasya, geven, meyankökü ve keçiboynuzu gibi ekonomik değeri yüksek bitkiler ile yonca, üçgül, (tirfil) fiğ ve burçak gibi yem bitkileri bu familyanın en tanınmış üyeleridir.
Geniş çapta tarımı yapılan türleriyle hemen her ülkenin ekonomisinde önemli payı olan baklagillerin nişasta ve protein açısından zengin olan tohumları insan için değerli bir besin kaynağıdır. Bol miktarda karbonhidrat ve yağ da içeren baklagiller beslenme endüstri ve tıpta kullanılırlar. Mineral tuzları B vitaminince de zengindir. Hem kuru hem de taze olarak kullanılırlar. Bazı türlerin, özellikle soya fasulyesi ile yerfıstığının tohumları bol miktarda yağ içerir. Tropik bölgelerde yetişen ağaç biçimindeki türlerden çoğunun kerestesi de değerlidir. Bazı türlerden halat ya da sandalet yapımına elverişli lifler, bazılarından zamk ve reçine elde edilir. Örneğin akasyaların bir türünden çıkarılan arapzamkı, gevenden elde edilen kitre ve keçiboynuzu tohumlarından çıkarılan zamk sanayide ve eczacılıkta çok kullanılır. Ayrıca keçiboynuzu meyvelerinin öğütülmesiyle elde edilen undan kakaoya benzeyen tatlı ve besleyici bir içecek yapılır. Meyankökünden elde edilen ve meyanbalı denen tatlı sıvı da serinletici içeceklerin ve bazı ilaçların hammaddesidir. Baklagillerin tropik bölgelerdeki üyelerinden biri olan bakkam ağacının kerestesinden çıkarılan mavi ile siyah arası tonlardaki boyar madde mürekkep yapımında, ipekli ve yünlü kumaşlar ile derilerin boyanmasında kullanılır. Gene kumaş boyamakta kullanılan renkli çivit de bu familyanın üyelerinden olan çivit bitkisinden elde edilir. Baklagillerin ıtırşahi, morsalkım ve katırtırnağı gibi bazı türleri ise sevilen süs ve bahçe bitkileridir.
Değerli yem bitkileri olan fiğ, yonca ve üçgül çok protein ürettiklerinden büyükbaş hayvancılık açısından çok önem taşır. Ama baklagillerin tarım açısından belki en büyük önemi toprağı zenginleştirmesidir. Bu bitkilerden çoğunun köklerinde azot bağlayıcı bakteriler yaşar. Bu bakteriler havadaki azotu bitkilerin kullanabileceği nitratlara dönüştürür. Hayvanlar ve insanlar da azot gereksinimlerini bitkilerden karşılar. Bitki öldüğünde, topraktan aldığı azotu yeniden toprağa verir. Bu nedenle, toprağın verimini artırmak için baklagiller başka ürünlerle dönüşümlü olarak ekilir. Bazen de yeşilken biçilip toprakta bırakılarak yeşil gübre olarak kullanılır. Bütün bu özellikleri ile baklagiller, ekonomi üzerinde son derece olumlu etkiye sahiptirler.
Kuru Meyveler: Perikarpı sertleşmiş tek gözlü, tek tohumlu meyvelerdir. Besince değerlidir ve dünyanın birçok yerinde çok eskiden beri kullanılmaktadır. Su miktarı düşük olduğundan konsantre bir besindir. Transpirasyona, düşük sıcaklığa ve zedelenmeye karşı korunmuştur. Serin yerlerde saklanırsa nadiren bozulurlar, aksi takdirde kurtlanıp çürüyebilirler. Yüksek oranlarda içerdikleri protein ve yağdan dolayı besin değeri fazladır. Bununla birlikte nişasta, biraz şeker ve mineral maddeler içerirler. Çiğ ve pişmiş olarak yenilebilir veya yağından faydalanılır. Hayvan yemi olarak da kullanılır. Ticarette kabuklu veya kabuksuz satılır. İçerdikleri maddelere göre kuru meyveler Yağlı kuru meyveler (Fındık, fıstık (yer fıstığı, Şam-Antep fıstığı ve çam fıstığı) ve ceviz), proteinli kuru meyveler (badem, kayın ve Şam fıstığı) ve karbonhidratlı kuru meyveler (meşe kupulaları ve kestane) olmak üzere üçe ayrılır.
Bugün dünya kuru meyve ticareti 7 milyar doları aşmış durumdadır. Ülkemiz 1 milyar dolarlık hacmi ile kuru meyve ticaretinden yüzde 13 paya sahiptir. Kuru meyveler genel olarak, çerez olarak, pasta ve şekercilikte, yemeklerde ve tatlılarda lezzet verici olarak, yağ ve krem elde edilmesinde ve dericilikte kullanılmaktadır.
c) Sebzeler
Sebze, genellikle pişirilerek, nadiren de çiğ olarak yenen bitki organlarına verilen genel isimdir. Sebzelerin beslenmedeki rolü kalori temininden ziyade vitamin ve madensel maddeleri sağlamasındandır. Sebzeler çok su içerdiklerinden besin değeri düşük olmasına rağmen, dünya ticaretinde önemli rol oynarlar. Sebzeler; köklerinden faydalanılan sebze bitkileri (şeker pancarı, havuç, turp, kereviz, şalgam, Çin marulu, yağ şalgamı, yabani havuç-kara kavza ve sahlep), toprakaltı gövdelerinden faydalanılan sebze bitkileri (yer elması, patates, tatlı patates, soğan, sarımsak, pırasa, rezene, Frenk soğanı ve kuşkonmaz), yapraklarından faydalanılan sebze bitkileri (lahana, marul, Çin marulu, ıspanak, roka, tere, çoban çantası, semizotu, ebegümeci, hindiba ve ravent), çiçeklerinden faydalanılan sebze bitkileri (enginar, karnabahar ve brokoli) ve meyvelerinden yararlanılan sebze bitkileri (domates, patlıcan, biber türleri, kabak türleri, su kabağı, hıyar, acur, kudret narı ve bamya) olmak üzere 5 grupta ele alınıp değerlendirilebilir.
Sebzelerin insan beslenmesindeki öneminin anlaşılmasından sonra bütün dünyada sebzeler üzerindeki araştırmalar yoğunlaşmıştır. Özellikle bitki ıslahının sağladığı yararların tespitinden sonra sebzeler üzerinde yapılan çalışmaların daha da arttığını, buna bağlı olarak elde edilen başarıların baş döndürücü boyutlara ulaştığını görüyoruz.
Sağlıklı beslenmenin şartlarının açıklık kazanması sebzelerin insan beslenmesindeki yerini daha açık bir şekilde ortaya koyduktan sonra sebze tüketimine yönelim artmıştır. Buna bağlı olarak insan beslenmesinde uygulanan rejimlerde ibre sebze tüketimine doğru kaymıştır. Bu yönelim beraberinde sebzelere olan talebi getirmiş ve sebze üretiminin artışına neden olmuştur.
İnsan sağlığı açısından sebzelerin her mevsimde taze olarak yenilmesi gerekmektedir. Sebzelerin insan sağlığı yönünden önemi, içinde bulunan vitaminler, hormonlar, bazlar, mineral ve biyokimyasal maddelerden dolayıdır. Sebzeler çeşitli şekillerde saklanarak yetişme mevsiminin dışında tüketilmeye çalışılsa da, soğuk hava depolarında dondurulan, konserve yapılan veya kurutulan sebzelerin, tazesine göre birçok özelliğini kaybettiği görülür. Bunun yanında bazı sebzelerin bu şekilde saklanmasına da olanak yoktur. Sebze üretimindeki bu dar boğazı aşmak ve tüketiciye her zaman taze sebze sunabilmek için bazı özel yapılarda uygun çevre koşullarının sağlanmasına gereksinim vardır. Dünya ülkeleri arasında sebze üretiminde Çin, ABD ve Hindistan ile birlikte Türkiye'nin de ilk dört ülke arasında yer alması ülkemiz sebzeciliğinin önemini bir kat daha arttırmaktadır. Türkiye dünyada özellikle Kavun üretiminde ilk sırada, Taze fasulye, Patlıcan ve Karpuz üretimlerinde ikinci sırada, Domates, Kuru Soğan, Taze Biber ve Hıyar üretimlerinde ise üçüncü sıralarda yer almaktadır. Bu sıralamalar ülkemiz sebzeciliğinin dünya ülkeleri arasındaki potansiyelini açık olarak göstermektedir.
Dünya ülkeleri arasında toplam sebze üretimleri bakımından ülkemiz ile komşu ülkelerin (Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Gürcistan) arasında bir karşılaştırma yapılacak olursa; sadece İran'ın Cucurbitaceae familyası sebzeleri bakımından Türkiye'ye rakip olduğu görülmekle beraber üretim miktarı ve ihracat imkanları bakımından Türkiye'nin şansı daha yüksektir.
Sebze üretimi ve ihracatı açısından ülkemize rakip durumdaki Avrupa ülkelerinden İtalya, İspanya, Hollanda ve İngiltere ise kışlık sebze üretimi bakımından Türkiye'den daha fazla üretim miktarlarına sahiplerken, yazlık sebzelerin üretim ve ihracatında bu ülkelere karşı Türkiye'nin önemli bir üstünlüğü görülmektedir.
d) Meyveler
Meyve, bitkilerin tohum taşıyan organıdır. Meyve dendiğinde hemen herkesin aklına muz, kiraz, erik, elma gibi çiğ olarak yenen genellikle tatlı besin maddeleri gelir. Bugün yediğimiz meyvelerin çoğu Asya kökenlidir. Ilıman bölgelerde meyveler temel gıda maddelerinin yanında ikinci derecede besin durumundadırlar. Tropiklerde ise bunun aksine meyveler başlıca besin kaynağıdır. Genellikle meyveler yaklaşık %80 su içerdiklerinden daha az besleyicidir. Geri kalan kısım selüloz, şeker eriyikleri, nişasta, pektin, organik asit ve eterik yağlar ve mineral tuzlardır.
Meyveler; bakka tipi meyveler (üzüm, frenküzümü, Bektaşi üzümü, kavun, karpuz ve acı karpuz), drupa tipi (sert çekirdekli) meyveler (erik, kayısı, şeftali, kiraz, vişne, mahalep, kızılcık, kuşburnu, ünnap ve iğde), bileşik meyveler (ahududu, böğürtlen, çilek, elma, armut, ayva, muşmula, üvez, alıç ve dut) ile tropik ve subtropik meyveler (portakal, bergamut, turunç, mandalin, limon, altıntop (greyfurt), ağaç kavunu, muz, hurma, incir, ananas, kivi, avakado, yeni dünya, nar, Trabzon hurması, ekmek ağacı, mersin, gilaboru, şadok, laym, kamkat, pikan, Artvin hurması, fejoa, hintinciri, keçiboynuzu, mango, guava, papaya, liçi ve ananas) olmak üzere sınıflandırılabilir.
Dünya meyve üretiminde başlıca söz sahibi ülkeler, Çin, Hindistan, Brezilya, ABD, İtalya, İspanya, Meksika, Endonezya, İran, Filipinler, Fransa ve Türkiye’dir. Çin, günümüzde dünya meyve üretiminde lider konumundadır. Ülkenin sahip olduğu iklim farklılığı birçok meyve yetiştiriciliğine imkan vermektedir. Ülkemiz sahip olduğu gerek üretim alanı gerekse ekolojik yapısı itibariyle meyve üretiminde kendine yeterliliği ve ihracat potansiyeli olan ülkelerden birisidir. Türkiye’nin dünya birincil meyve üretimi içerisindeki payı %2.25-2.59 arasında, sert kabuklu meyveler içerisindeki payı ise %10.03-14.77 arasında değişmiştir.
Dünya ve Türkiye meyve üretimlerindeki yıllık artış oranları bir arada değerlendirildiğinde, Türkiye açısından üretimde yıllık artış oranları en fazla düzeyde gerçekleşen meyveler altıntop (%9.32), çilek (%7.35) ve muz (%7.18)’dur. En az artış oranları ise üzüm (%0.31) ve keçiboynuzunda (0.43) olmuştur. Dünyada ise en fazla üretim artış Antep fıstığında (%8.31), mandalin (%4.79) ve limonda (%3.54) kaydedilmiştir. Keçiboynuzu ve incirde ise dünya ortalamasında negatif bir büyüme söz konusudur. Türkiye’de birincil meyveler ve üzüm üretiminde gerçekleşen büyüme oranları dünya ortalamasının altında seyretmiştir. Buna karşın diğer meyve gruplarında dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme sağlanmıştır. Dünya meyveciliğinin genel profili içerisinde Türkiye’nin konumuna bakıldığında, üretim potansiyeli ve ekonomik önemi en fazla olan 22 meyve türünden beş tanesinin üretiminde Türkiye’nin dünya lideri durumunda olduğu görülmektedir. Bir anlamda ülkemizle özdeşleşen bu meyveler fındık, ayva, incir, kayısı ve kiraz’dır.
e) Yağ Bitkileri
Yağ bitkileri başlıca iki grupta değerlendirilebilir. Meyvelerinden yağ elde edilen bitkiler (zeytin ve yağ palmiyesi) ve tohumlarından yağ elde edilen bitkiler (haşhaş, susam, ayçiçeği, pamuk, kanola (kolza), beyaz hardal, Hindistan cevizi, aspir, soya fasulyesi, yağ şalgamı, mısır, yer fıstığı, keten ve kenevir). Yağ veren bitkilere fındık, ceviz, badem v.s. dahil ise de esasen bu bitkilerin tohumlarından çıkarılacak yağlar, yemek yağı olmaktan ziyade, krem, resim boyası, cila v.s. gibi değerli sanayi işlerinde kullanılmaktadır.
İnsan beslenmesinde kalori sağlayan yiyecekler önemli bir yer tutar. Günlük ortalama 3000-3500 kalori tüketen insan organizması için bu enerjiyi sağlayabilecek en önemli yiyecek grubunu yağlar oluşturur. Yağlar, protein ve karbonhidratlarla beraber beslenmenin üç ana grubundan biridir. Beslenmede kullanılan yağlar ihtiva ettikleri doymuş ve doymamış yağ asitleri oranına göre kalite derecesine ayrılırlar. Doymuş yağ asitlerinin düşük olması kalp ve damar rahatsızlıkları ve kolestrol tehlikesinin azaltılması için tercih edilir. Doymuş yağ asidi oranının hayvansal kaynaklı yağlara göre düşük olması nedeniyle bitkisel yağlar insan beslenmesinde büyük önem taşır. Doymuş yağ asidi yüzdesi yağ cinsleri itibariyle; ayçiçeği yağında %11, soya yağında %15, mısırözü yağında %13, kolza yağında %6, zeytinyağında %14, tereyağında ise bu oran %66'dır.
Gelişmiş ülkelerde kişi başına toplam yağ tüketimi 54 kg.'a ulaşmakta, bunun 25 kg.'ını bitkisel yağlar oluşturmaktadır. Ülkemizdeki bitkisel yağ tüketimi ise kişi başına 17 kg. olup, sağlıklı bir beslenme için bunun 24 kg.'a kadar çıkartılması gerekir. Bunun için bitkisel yağ üretiminin hem ülkemizde hem de dünya da artırılması zorunludur. Bu açıdan, bitkisel yağ sanayinde kullanılmakta olan ayçiçeği, pamuk ve soya fasulyesinde üretim artışını sağlamanın yanında, diğer yağlı tohum bitkilerinin de yağ sanayine girmesi için çaba sarf edilmelidir. Yağlı tohum üretimini artırmada sadece ekiliş alanlarının diğer kültür bitkilerinin aleyhine ekiliş alanlarını artırmak yerine, sulanan tarım alanlarının genişlemesine paralel olarak yağlı tohum ekilişlerinin genişletilmesi ve yüksek verimli çeşitlerin kullanılması öncelikle ele alınmalıdır. Özellikle nadas alanlarının daraltılması, alternatif yağlı tohumlu bitkiler 2. ürün ekimiyle devreye sokulmalıdır. Tüm dünyada ekonomik çıkarlara uygun yeni üretim deseninin oluşturulmasına imkan verebilmek için çiftçilere yağlı tohum bitkilerinin önem ve özellikleri anlatılmalıdır.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

Ayrıntılı bir araştırma, her şey için çok teşekkürler. Böylesine konuya hakim bir yazıya gerçekten rastlamadım. Tebrikler. Peki bir ricam var, acaba resimler ile zenginleştirebilir misiniz?
ReplyDelete